Nollywood’un film ve eleştiri veritabanı NollywoodREinvented.com’un Editörü Oge Ngonadi, endüstrinin bütüncül bir resmini SineBlog için çizdi. Nollywood filmlerine tutkulu bir sinema meraklısı olan Ngonadi, Nijerya filmlerinin internetteki ilk eleştirmenlerinden biri olarak sektöre kaliteli içerik ve küresel tanınma yolunda yardım etmeyi amaçlıyor.

– Nollywood, sektörel boyut bakımından dünyada ikinci. Nijerya sinemasının Afrika’ya egemen olduğunu ve hatta Afrika kıtası adına konuştuğunu ve tüm kıtanın hikayelerini anlatmayı üstlendiğini söyleyebilir miyiz?

Aslında Nollywood’un ekonomisi konusunda uzman değilim, ancak bu konuda birkaç makale ve rapor gördüm. Eğer Nollywood dünyada ikinci ise, o zaman bu muhtemelen diğer endüstrilere kıyasla ürünlerin kalitesinden ve/veya gelirinden farklı olarak ortaya çıkan üretim miktarından kaynaklanıyor. Sadece daha yüksek sayılarda üretim yapmanın bir egemenlik anlamına geldiğine ve bizi kıtanın geri kalanının temsilcileri haline getirdiğine inanmıyorum. Nollywood hikayelerinin, kıta adına söz söyleme aşamasına varmadan önce henüz kendi adına konuşmayı öğrenmesi için (yani Nijerya’nın hikayelerini anlatmak ve onları iyi anlatmak için) bile gitmesi gereken uzun bir yol var gibi hissediyorum.

– Nollywood’un ülkede (örneğin, ulusal birliği güçlendirmek vb.), Afrika kıtasında (örneğin kıtanın birliği, vb.) ve dünyadaki sosyolojik ve kültürel misyonu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Çoğu hevesli Nollywood izleyicisi, bugünün Nollywood’u ile geçmiş yıllarınki arasında bir fark olduğunu kabul ediyor. Nollywood’un kendisi bir endüstri olarak o kadar eski değil. Bu yüzden geçmişe baktığımda, büyüdüğüm yıllarda ya da ailemin ilk yıllarını kastediyorum, o yıllarda kendi hikayelerimizi anlattık ve öz deneyimlerimize sadık kalmaya çalıştık.

Günümüzde Nollywood çok farklı. Bu, ülkenin kendisinin Batılılaşmasından kaynaklanıyor. Ya da sektördeki paydaşların Batı endüstrisini taklit etme girişimi olarak değerlendirilebilir. Fakat en büyük filmlerimiz otantik olarak bizim hikayelerimizi ya da kitlelerin çoğunun kendisini ilişkilendirebileceği ve tanımlayabileceği hikayeleri anlatmadığında böyle büyük bir misyon talep etmek biraz zor olacaktır. İnanıyorum ki, ulusal birliği ya da tüm kıtayı güçlendirdiğimiz bir yere ulaşabilmek için içe doğru bakarken daha iyilerini yapmamız gerektiğine inanıyorum. Elbette “The Lost Okoroshi” ve “The Figurine” gibi bunu iyi yapmış olan filmler de var.

– Nollywood’un, özellikle 2000’li yıllardan beri profesyonellik anlamında büyük bir dönüşüm geçirdiğini görüyoruz. Tabii bunun öncesi de vardı. 1990’ların muhteşem doğrudan-video-filmleri dönemi, teknik olanaklar ve hikaye anlatımı olarak sona erdi diyebilir miyiz? Yenilikler ve süreklilikler neler?

1990’ların Nollywood’u nispeten zayıf üretim kalitesine rağmen güçlü bir izleyici kitlesi elde edebildi. Çünkü anlatılan hikayelere izleyicilerin bağlanması kolaydı. Teknoloji ve profesyonellikteki ilerlemelerimizle bile, Nollywood filmlerini diğer film endüstrilerinden ayıran şeyin gerçek özünü kaybetmediğimizi umuyorum.

Bugün birçok Nollywood filmine baktığımızda, güçlü hikaye anlatımı yönümüzü kaybediyoruz gibi görünüyor. Profesyonellik ve teknolojik ilerlemeler gibi modern gelişmelere rağmen hikaye anlatımına sadık kalan film yapımcıları da var. Bu filmler seyircilerde birebir seviyede takdir görüyorlar, ancak daha az reklamları yapılıyor. O yüzden bu dönemin açıkça ticari Nollywood filmlerinin gerisinde kalıyorlar.

– Nollywood filmlerinin günümüzde tematik olarak kentlileştiğini ve derinleştiğini görüyoruz. Melodramlar hala vazgeçilmez elbette, ancak “korku ve sihir”in gündemden çıktığını söyleyebilir miyiz? Sizce “Yeni Dalga”nın temaları nereye evrilecek?

Herhangi bir türü tümden silinmiş saymakta tereddüt ediyorum. Bence zorluk izleyiciyi anlamakta. Nijeryalılar tarafından yapılan “IT” tipi bir gerilim filmi, izleyiciye ulaşmada biraz zorluk çekebilir, ancak “The Lost Okoroshi” aynı zorlukla karşılaşmaz. Çünkü “The Lost Okoroshi”de ortalama Nijeryalı film izleyicisinin bağ kurabileceği Nijeryalılık unsurları gömülü olarak mevcut.

Sektörün bir bütün olarak hâlâ erken günlerinde olduğunu düşünüyorum. Ve yeni türlerin tanıtımının yeni bir yemek kültürünü tanıtmak gibi bir şey olduğu görüşündeyim. Yavaş ve stratejik bir biçimde yapılması gerekiyor. Tadın zamanla ekilmesi lazım. O yemek kültürü bugün yok diye mevcudu tümüyle dışlayabileceğimiz anlamına gelmemeli.

Nollywood’un “Yeni Dalgası” için tahminlerim yok, ama umutlarım var. Umuyorum daha cesur ve daha cüretkar film yapımcıları yetiştiririz. Umarım otantik Afrikamızı asla kaybetmeyiz ve bunu hikayelerimize aktarmaya devam ederiz. Umarım bir Afrikalının izleyebileceği, iyi yapılmış ve ikna edici, uluslararası standartlarda ve hala evimizdeymiş gibi hissedebileceğimiz Nollywood’lu bir Avatar filmine sahip olabileceğimiz bir aşamaya varabiliriz.

– Diğer ülke sinema endüstrilerinden farklı olarak, Nijerya’da yapımcı, yönetmen ve oyuncu olarak güçlü bir kadın ağırlığı var. Bunun nedenleri neler?

Şahsen, bunun Nijeryalı kadın karakterinin sadece bir uzantısı olduğuna inanıyorum. Çekirdek seviyede bakarsanız, Nijeryalı kadınlar evde oturup kanalları çevirecek türden değiller. Zora gelince, Nijeryalı kadınlar kollarını sıvayıp siperlere girerler. Hane halkını destekliyorlar, ailelerine bakıyorlar, toplumsal hareketleri başlatıyorlar. Çekirdek düzeyde böyle bireyleriz. Dolayısıyla, Nollywood endüstrisinde kadınların neden bu kadar yayıldığını anlamak zor değil.  Nijeryalı kadınların “yapabilirim” tutumu var ve fikirlerini gerçeğe dönüştürmek için kaynakları bir araya getirebiliyorlar. O nedenle Nollywood’da çok fazla kadın var.

– Nollywood kendi içinde ve dünyada hak ettiği üst sınıra ulaştı mı? Nollywod’un telif hakkı sorunu sürekli olarak dile getirilen bir olgu. Sizce daha yapacak neler var?

Nollywood kesinlikle bir büyüme yolculuğunda ve diğer herhangi bir büyüme yolculuğunda olduğu gibi, dış ve iç faktörlerin büyümenin ne yönde gerçekleştiğine ve ne kadar hızlı büyüyebileceğine dair birer rolü vardır. Kesinlikle henüz üst sınırlarına ulaşmadı. Finansal destek bulmaktan korsanlık sorunlarının üstesinden gelmeye kadar her gün bir çok zorlukla karşılaşıyoruz. Yine de, bugünün film yapımcılarının (babalarından farklı bir kuşak olarak), telif hakkı sorunlarının etrafından dolaşan yollar bulma konusunda daha yaratıcı olduklarını düşünüyorum. Film yapımcılarının filmlerini önce uluslararası festivallere, sonra sinemalara ve en son isteğe bağlı video platformlarına götürdüklerini görüyorsunuz.  Filmlerini finanse edebilmenin ve korsanlık karlarını çalmadan önce maliyetlerini çıkarabilmenin yollarını buluyorlar.

Korsanlık meselesinin tamamen ortadan kalkacağına inanmıyorum, ancak buna rağmen, ortalama bir Nollywood film yapımcısının telafi yollarını bulabileceğine inanıyorum.

Nollywood endüstrisinde bir bütün olarak kesinlikle yapılacak çok şey var. Endüstrideki paydaşların çoğu kendi kendini eğitmiş.  Formel eğitimin hem endüstriyi hem de kendimizi karşılaştırdığımız standartları yükseltmeye hizmet edeceğine inanıyorum.