PENINSULA’nın dağıtımcısı CONTENTS PANDA Uluslararası Şirketi’nden Lee Jung-Ha bu konuda şöyle diyor:”Kore filmlerinin markasını korumalıyız!”

Görüşme: Kim Su-bin

Çeviri: Mutlu Binark

COVID-19 salgınının ardından, Cannes ve Hong Kong gibi büyük film pazarları internete taşındı. Bu benzeri görülmemiş durumda, satış temsilcileri Kore filmlerini yurtdışında nasıl tanıtıyor ve satıyor? Bu hafta CONTENTS PANDA’nın uluslararası satış müdürü Lee Jung-ha ile pandeminin  Kore filmlerinin dış satışlarındaki etkisini konuşmak için bir araya geldik. Şirket 2015 yılında yurtdışı satış ve dağıtım işine başladı, TRAIN TO BUSAN (2016), The Villainess (2017), Psychokinesis (2018) ve Peninsula (2020) gibi Kore  filmlerinin uluslararası dağıtım anlaşmalarını yaparak, dağıtım ve satış pazarında ön plana çıktı.

Kim: COVID-19 sürecinde, Kore filmlerinin uluslararası satışları için durum gerçekten farklı görünüyor.

Lee: Evet. Şubat ayındaki Berlin Film Festivali’nin Avrupa Film Pazarı, çevrimdışı bir pazara sahip olduğumuz son dönemdi. Bunu genellikle Hong Kong Uluslararası Film ve TV Pazarı (FILMART) ve Cannes’ın Marche du Filmi izlemeliydi, ancak Berlin’den sonra tüm pazarlar internete taşındı. FILMART da ertelendi ve 26 Ağustos’ta çevrim içi olarak başlatıldı.

Kim: İlk çevrimiçi film pazarına girme deneyiminiz Cannes’ın film pazarı mıydı?

Lee: Evet. Cannes’da Peninsula için birçok planımız vardı. Dünyanın dört bir yanından çevrimdışı alıcıları hedefleyerek uluslararası pazarlamada büyümeyi düşünüyorduk. Ancak pandemi durumu değiştirdi.

Görsel 1. Train to Busan

Kim:  Peninsula, 190 ülkeye önceden satılmıştı, Tayvan, Singapur ve Vietnam gibi Asya pazarlarında popüler olmuştur. Bu, uluslararası satışlarda iyi bir başarı, ancak bu başarının daha büyük bir ölçekte olmasını bekliyordunuz.

Lee: Evet. Train to Busan (2016) da 160’tan fazla ülkeye önceden satıldı. Peninsula üzerinde çalışırken, eşzamanlı olarak dünya ölçeğinde gösterime çıkmasını hedefleyen bir satış planı oluşturdum. Cannes’a gideceğinden emin olduğum için, önceliğim Festivalden önce tüm uluslararası bölgelerini satmaktı. Peninsula için böyle planlamalarımız vardı, önceden promosyon malzemeleri hazırladık. Dünya çapında yayınlanırsa bir hit olacağını düşündük. Bununla birlikte, COVID-19 nedeniyle daha karmaşık hale geldi.

Kim: Dünya çapında bir gösterim olması için, aklınızda belirli bir neden var mıydı?

Lee: TRAIN TO BUSAN (2016) zamanında, birden fazla bölgede eş zamanlı gösterim yapamazdık. Fikirleri olabildiğince zorladık, ancak [alıcılar] filmden tamamen ikna olmamışlardı. Ancak neredeyse ülkelerin çoğunda, film Kore’de gösterime girdikten bir hafta sonra dağıtıma girdi. TRAIN TO BUSAN‘ın (2016) gişe hasılatı yakaladığı ülkelerde Peninsula için beklentinin çok yüksek olacağını düşündük. Tayvan ve Hong Kong gibi Doğu Asya ülkeleri TRAIN TO BUSAN’ın (2016)  en başarılı olduğu ülkeler oldu. Peninsula‘yı Kore’yle aynı gün Tayvan ve Hong Kong’da gösterime çıkartmaya çalıştık, ancak ne yazık ki, bölge yeni bir COVID-19 salgınıyla karşı karşıya kaldığı için Hong Kong’daki yayın süresiz olarak ertelendi. Şans eseri, Tayvan salgını oldukça iyi atlatan bir ülkeydi ve Peninsula’nın gösterimi orada oldukça çok iyi gidiyor. TRAIN TO BUSAN’ın 12 milyon ABD doları hasılatını kırmanın eşiğindedir. Vietnam örneğinde ise, film 3.5 milyon ABD dolarının üzerinde bir satış kaydetti (19 Ağustos itibariyle). Bu rakam TRAIN TO BUSAN‘ın  tüm brüt gelirinin üç katından biraz daha az. Singapur’daki açılış, TRAIN TO BUSAN‘ı (2016) aştı. Görünüşe göre, bu ülkelerde önemli rekorlar kırdık. Film, aynı gün dünyanın her yerinde gösterime çıkmış olsaydı kırabileceğimiz tüm rekorları düşündüğümde, bu sayılar utanç verici.

Kim: Uluslararası satış çalışmalarının çoğu internete taşınmış görünüyor.

Lee: Artık % 100’ü  çevrimiçi olarak yapılıyor. Film satmak bir “itmek ve çekmek” işidir. Alıcılar ve satıcılar, her iki taraf için de uygun koşullarla ilerlemek için bir münazaraya girerler. Telefonda veya Zoom’da buluşurken bunu “yakalamak” zordur. Ek olarak, sadece Zoom üzerinden yeni insanlarla tanışmak veya telefon görüşmeleri yoluyla satış yapmak, sizi bir noktaya götürür. Yine de Peninsula özel bir durumdu. Train to Busan iyi performans gösterdi ve onu bu noktaya getiren güvenin kendisidir. Film, senaryoyu göstermeye bile gerek kalmadan, sadece özet esas alınarak önceden satıldı. Bu nadir bir durumdur.

Kim: Satılan filmlerin sayısında veya film dağıtım ücretlerinde herhangi bir değişiklik var mı? Daha düşük ücretler için bir talep var gibi görünüyor.

Lee: COVID-19 nedeniyle böyle bir talep olduğu doğru. Ancak, miktarı şimdi düşürmek, bir bütün olarak Kore filmleri için çıtayı düşürecektir. Kore filmlerini çevreleyen hava, COVID-19 patlak verene kadar gerçekten olumluydu. TRAIN TO BUSAN (2016) ile yeni bir hava yaratıldı ve Kore filmleri Oscar’ı kazanan PARASITE (2019) ile ana akım haline geldi. Bunu ilk elden Berlin’de hissedebiliyordum. Berlin’de Time to Hunt’ı satarken farklı bir tepki fark ettim. Yeni koronavirüs olmasaydı, Kore sinemasının kendisi de Cannes’da büyük ilgi görebilirdi. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde, filmlerimizden biri olan Night in Paradise, yarışma dışı gösterilmek üzere davet edildi.  Uluslararası ekibimiz bu yıl Time to Hunt, Peninsula ve Night in Paradise bir nevile i grand slam yaptı.

Görsel 2. Night in Paradise

Kim: Tam da Kore filmleri şimdiye kadar ki en iyi konumundayken, COVID-19’un patlak vermesinin büyük şanssızlık olduğunu hissetmektesiniz.

Lee: Evet. Asya’da, Kore filmleri kısmen Kore Dalgası nedeniyle zaten iyi bir konumdaydı. Salgın, Batı dünyasının Kore filmlerine, Parasite (2019) etkisiyle satış açısından olumlu tepki vermeye başladığında meydana geldi. Mevcut durum nedeniyle şu anda satışların biraz yavaşlaması üzücü. Tür filmleri kategorisinde Asya dışındaki ülkelerde başarılı olan tek sinema Koreli filmleriydi. The Villainess (2017) , The Gangster, The Cop, The Devil (2019) filmler aksiyon ve tür filmleridir. Ancak PARASITE (2019), drama odaklı Kore filmlerinin de ilgi çekebileceğini  kanıtladı. Daha önce hiç Kore filmi satın almamış alıcıların bizimle iletişime geçtiğini fark ettik. Belirli büyüklükteki şirketlerin bizimle iletişime geçtiğini görünce, [Kore filmlerinin tüketici tabanının] genişlediğini fark ettim. Şimdi dersimiz, çevrimiçi pazarda iyi anlaşmalar imzalamak için ne yapılacağını bulmak. Bunu henüz kimse bilmiyor çünkü hiç kimse  deneyim sahibi değil. Birkaç pazara katıldıktan sonra doğru yöntemi bulabiliriz.

Kim: House of Hummingbird, tür başlıklarının ötesine geçen  Kore filmlerine yönelik  yabancı ilgisini yansıtıyor olabilir mi? House of Hummingbird, Japonya’daki sinemaseverlerden ve Kuzey Amerika’da çevrimiçi akışım platformu kullanıcılarından iyi tepkiler alıyor.

Lee: Şirketimiz, House of Hummingbird’in (2019) yan haklarına ortak olduğu için, film ile bağlantılıdır. House of Hummingbird‘ü (2019) temsil etmem için ilk temasa geçtiğimde, bu bir sanat filmi olduğu için kendimi o kadar rahat hissetmemiştim. Ama filmi izledim ve çok güzeldi. Filmin 30-40 dakikasındaydım, tamam ben bu işi yaparım dediğimde. Film, dünya çapında önemli film festivallerinde 50’den fazla ödül kazandı. Özellikle filmin Kuzey Amerika prömiyerinin yapıldığı Tribeca’da filme verilen olumlu tepkiyi gördüm. Hiçbir şey yapmam gerekmiyordu, aramalar gelmeye devam ediyordu. Böyle bir durum alışılmadıktı. Anlaşmaları sorunsuz bir şekilde imzaladık. Kısa süre önce film Japonya’da açıldı ve 9 hafta süren gösterimi 30.000’den fazla seyirci izledi. Gişe hasılatı 42 milyon Japon Yeninden biraz daha az (yaklaşık 398.000 ABD doları). Bu, bağımsız bir film için son derece iyi bir performans. Filmin kalitesi festival döngüsünde ortaya çıktı ve satışlar iyi gitti. Bu, hemen pastamızı alıp yiyebileceğimiz bir durum oldu. Bir film hayranı olarak, filmin iyi gitmesine sevindim.

Görsel 3. House of Hummingbird

Kim: Cannes Film Pazarı’ndaki deneyiminiz hakkında daha fazla bilgi almak istiyorum. Nasıl geçti?

Lee: İnternet üzerinden yapılmasına karar verildiği için  mevcut hazırlıklarımız nasıl bir yöne gitmemiz gerektiği konusunda endişeliydim. Cinando adında bir film sitesi var. Oraya diziliminizi ekleyebilir ve Cinando’da toplantılar yapabilirsiniz. Filmlerinizi Cinando platformuna da yükleyebilir ve gösterebilirsiniz. Otomatik olarak bir filigram oluşturulur ve çevrimiçi gösterimleri belirli zamanlarla sınırlandırabilirsiniz. Ancak bizim için bu, potansiyel alıcılarımızla bir bağlantı paylaşmaktan farklı değildir. Film tanıtım materyallerimizi ifşa etmek, web sitesinde kayıtlı olan herkes görebileceğinden, çok dikkatli yaptığımız bir şeydi.  Cannes Pazarı ile bu suları gerçekten test etmek istedik. Birkaç film pazarına daha katılırken, daha gelişmiş bir yönelim düşünmeyi planlıyoruz.

Görsel 4. House of Hummingbird

Kim: Zor bir soru, ama mevcut durumda Kore filmlerini farklılaştırmanın bir yolu var mı?

Lee: Kore filmlerinin maliyetli uygun. TRAIN TO BUSAN‘ın  yapım maliyeti yaklaşık 8 milyon ABD dolarıydı, ancak alıcıların filmi izlediğini ve bana maliyeti 20 mi yoksa 30 milyon mu diye sorduğunu hatırlıyorum. Filme bakmak çok hoştu! Kore sineması, tür filmleriyle sınırlı kalmayan, çeşitli drama türlerinin yanı sıra festivaller için yapılan filmleri de kapsayan dengeli bir film endüstrisidir. Bu bakımdan Kore filmlerinin kendine has bir rekabet gücü var. Bu temel bilgileri kaybetmediğimiz sürece yüz yüze temasları azalttığımız bu dönemde bile bir sorun olmayacağını düşünüyorum.

Görsel 5. Busan Uluslararası Film Festivali

Kim: Yılın ikinci yarısı için planlarınız neler?

Lee: Şu anda 26 Ağustos’ta başlayan FILMART’a odaklanmış durumdayız. Bir sonraki film festivali, Ekim ayında çevrimiçi olarak düzenlenecek olan Busan Uluslararası Film Festivali Asya İçerik ve Film Pazarı. BİFF’den sonra , Amerikan Film Pazarı var. Genellikle Santa Monica’da düzenleniyor, ancak sanırım çevrimiçi olacak. Böyle bir döngü yaşadıktan sonra, çevrimiçi pazarlarla nasıl başa çıkacağımızı belirleyerek ilerlemeye çalışacağız.

Kaynak: http://www.koreanfilm.or.kr/eng/news/interview.jsp?blbdComCd=601019&mode=INTERVIEW_VIEW&seq=399