Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin ikinci filmi olan “Et maintenant on va où?” (ve şimdi nereye gidiyoruz?) izleyenlere hayatın en yalın halini, hüzünlü bir tebessümle sunuyor.

Lübnan, 1975-1990 tarihleri arası yaşadığı din ve (ayrıca) mezhep savaşları yüzünden dünya sinema literatüründe pek aşina olunmayan bir isimdir. Bu koşullar altında 1974 yılında Beyrut’ta doğan Labaki sinema eğitimini Fransa’da almıştır. Bu eğitimin etkileri yapımlarında gözlenebilir. Kariyerine müzik videoları çekerek başlayan Labaki’nin ilk sinema filmi, Sukkar Banat(Karamel)(2007)’dır. Sonrasında çektiği Et maintenant on va où?(2011) Cannes film festivalinde iki ödül alarak adını duyurmasını sağlamıştır. Son filmi olan Capharnaüm(2018) ile yönetmen başarısının şans olmadığını kanıtlamıştır. Yönettiği filmlerin senaryolarını da yazan ve ayrıca filmlerinde rol alan Labaki için, auteur yönetmendir denilebilir.

 

Çocukluğunun ve ilk gençliğinin iç savaş yüzünden sığınaklarda kum torbaları arasında geçtiğini söyleyen Labaki, Et maintenant on va où? filmi ile iç savaşın sıradan insanlardaki karşılığını, savaşı göstermeden anlatmıştır. Bu anlatıdan derin bir sistem eleştirisini de okuyabilirsiniz.

Film, teknolojinin biraz geç uğradığı bir köyde geçiyor. Köyün yarısı Müslüman ve diğer yarısı ise Hristiyan’dır. Medeniyetle tek bağlantıyı yıkılmak üzere olan bir köprü ile sağlayan köyün insanları belki de medeniyetten uzak oldukları için huzurlu denilebilecek bir hayat sürümektedirler. Ta ki köye televizyon gelene kadar. -Burada L. Althusser’e atıfta bulunmak gerektiği kanaatindeyim- Farklılığın problem olduğu algısının hegemonya tarafından nasıl dayatıldığı, bu dayatmaya insanların da istemsizce reflekste bulunması filmde açıkça gözlenebilir.
Bu dayatılan gerginliğin ortadan kaldırılması için devreye köydeki kadınlar giriyor. Kadınların yaşadığı acılara göz yaşı dökerken, problemlere buldukları çözümler ile göz yaşlarında tebessümler doğuran bir anlatı ile seyir devam ediyor…
Devam eden gerginliğe son bir hamlede bulunan köyün kadınları, aslında farklılıkların hiçbir önemi olmadığını çok şaşırtıcı bir şekilde herkese öğretiyorlar.
Coğrafyanın gerçeğini anlatmayı problem edinen filmde, fransız yeni dalga akımının etkileri de gözlemlenebilir. Yazılmasından ya da anlatılmasından ziyade izlenilmesi gereken bir film.