TÜRK SİNEMASININ DÜNYADAKİ YERİ SÖYLEŞİSİ GERÇEKLEŞTİ

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından Başkent Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen “Türk Sinemasının Dünyadaki Yeri” söyleşisi film eleştirmeni Alin Taşçıyan’ın moderatörlüğü, yapımcı Gülin Üstün ve yönetmen Derviş Zaim’in katılımlarıyla CSO Ankara’da gerçekleşti. 90’lı yıllarda Antalya Film Festivali’nin gerçekleştirilebilmesi için gereken 7-8 filmin ancak çekilebildiğine sevinilen noktadan, günümüzde, özellikle 2008 itibariyle,  her yıl uluslararası festivallerde başarı sağlayan filmlerin varlığı noktasına gelindiğinin, Türkiye sinemasının belirli bir eşiği aştığının, artık daha fazla desteklenmesi ve tanıtılması için adımların atılması gerektiğinin altı çizildi.

Kariyerindeki 10’uncu film Flaşbellek’i (2020) çeken, bu filmi hakkında Suriyeli mültecileri konu edinen filmler çekilmesi, ancak Suriye’de neler olduğuna odaklanılmaması nedeniyle farklı bir yerde durduğunu ileten, sinemanın kendi üzerine düşünebilmesinin önemli olduğunu vurgulayan yönetmen Derviş Zaim film yapmanın kolay bir iş olmadığını, Türkiye’nin birinci ve ikinci filmler mezarlığı olduğunu söyledi. İlk iki filmi Tabutta Rövaşata (1996) ve Filler ve Çimen (2000) filmlerinin gerilla ve yarı gerilla tarzı ile çekildiğini belirten Zaim, filmleri çektiği dönemde Kültür Bakanlığı desteklerinin şu an verilen destekler ile kıyaslanamayacağını, diri maddi yardımların olmadığını, ilk filmini çekmek isteyen bir yönetmenin ailesine ait ev, arsa gibi maddi varlıklarını satmak, zengin akrabalardan yardım almak ya da yurtdışı ilişkiler ağından yararlanmak dışında bir seçeneği olmadığını, kendisinin ise bu şartlara sahip olmadığını belirtti. Zaim Tabutta Rövaşata’yı 17 günde, 60 kutu negatif filme sahip olması nedeniyle çok az tekrarla, oyunculara ücretlerini film çekildikten sonra ödeyecekleri şekilde anlaşarak çektiğini söyledi ve  sahip oldukları tek sponsorun günde birkaç tas yemek veren bir yemek şirketi olduğunu ekledi. Ancak üçüncü filmi Çamur (2003) ile birlikte gerilla ve yarı gerilla tarzdan “düzenli ordu”ya geçebildiğini söyleyen Derviş Zaim bu noktadan sonra da zaman zaman küçülmeye gittiğinden, bu küçülmenin diri tutan, enflasyon gibi ekonomik problemlere çözüm bulunmasını sağlayan yöntemlerden biri olduğundan, sinemacıların değişen dünya koşullarına esnek bir şekilde uyum sağlayabilmelerinin önemli olduğundan bahsetti. Esnek ve görünür olmanın önemli olduğunu, ancak görünür olmak pahasına etik değerlerden taviz verilmemesi gerektiğini belirten Zaim sinemanın platformlar ile birlikte özellikle pandemi döneminde yaşadığı problemler hakkında ve sinemanın sonunun gelip gelmediği yönündeki bir soruya insanların mağaralarda yaşadıkları dönemlerde ya da  Antik Yunan tiyatrosunda içgüdüsel olarak birbirleri ile bir şey izleme alışkanlığına sahip olduklarını, dolayısıyla sinemanın yeni koşullarda da olsa devam edeceğini belirtti. Gülin Üstün ise aynı soruya benzer şekilde sinemanın devam edeceği ancak değişen izleme pratikleri ile platformlarda film izlemenin kolaylaşması nedeniyle yeni sinema salonlarının açılmayacağını düşündüğü cevabını verdi. Ortak yapım antlaşmalarının ülke tanıtımında, filmlerin başka ülkelerde gösterilmesinde ve yeni sinemacılara şans tanımasında önemli olduğunu belirten Köprüde Buluşmalar projesi başkanı Üstün, ortak yapım marketlerinden, fonların logosuna film afişinde yer vermenin öneminden, kontrol mekanizması olması aksine (Çin gibi örneklerde) Avrupa’da film merkezlerinin (Türkiye’de mevcut olmayan) filmlerin tanıtımının desteklenmesinde ne kadar büyük bir yer tuttuğundan ve Türkiye’de üniversitelerde film bölümleri olmasına rağmen film okullarının olmamasından bahsetti. Söyleşide aynı zamanda Türkiye sinemasında realist ve politik bir damarın mevcut olduğu, sinemanın sterilleşmesi, desteklenmesi ve tanıtımına ağırlık verilmesi gerektiği üzerinde duruldu.

28 Mayıs’ta başlayan ve sinema üzerine çeşitli etkinliklere sahne olan Başkent Kültür Yolu Festivali, Ankara’da 12 Haziran’a kadar devam edecek ve Başkent izleyicisi ile söyleşiler, opera-bale, tiyatro, konser, sergi, açık hava ve çocuk etkinlikleri aracılığıyla buluşacak.