Gökçe Demirgüç Kimdir?

1998 yılında Adıyaman’da doğdu. İlkokul ve Ortaokulu Atatürk İlköğretim-Ortaokul’unda, liseyi Adıyaman Anadolu Fen Lisesi’nde okudu. Şu an Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünü okumaktadır. Liseyi okurken bir süre radyoda çalıştı. Şu an Mersin Üniversitesi radyosunda(102.8) çalışmaktadır. Ve kendisine ait 2 programı devam ettirmektedir. Müzik ve söz programı yapan Demirgüç, rock programı ve vizyona giren filmler programlarını yapmaktadır. 2019-2020 güz döneminde “ Yapım Yönetim”  dersi kapsamında senaristliğini ve yönetmeliğini üstlendiği “Aah! ”adlı kısa filmini çekti. Bunun yanında   “Karanlık” ve  “Zair” adlı kısa filmlerinde yardımcı yönetmenlik,  “Sessiz” filmi ve İlham filminde sesçi ve devamlılık asistanı olarak, “D” filminde kamera asistanlığı olarak görev yaptı. Şu an Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünde okumaya devam etmektedir.

Özel Söyleşi

Kendinizi kısa filmciliğin içinde nasıl buldunuz? Bu hayaliniz miydi yoksa hayat mı sizi sürükledi?

Ailemizde ilk defa üniversiteye giden, bitiren ardından atanmış ve işe başlamış olan ablamın, doğduğumdan bu yana izlettiği animeler, çizgi filmler ve yaşımıza uygun uzun metraj filmlerle sinema büyüsüne çocuk yaşta kapılmama vesile olmuştu. Ardından ilk maaşıyla evimize CD çalar almasıyla hayatımın dönüm noktası diyebileceğim an başladı. Haftalık iki CD alıyor ve bir sonraki filmleri dört gözle bekliyordum. Sonra haftada iki tane film yetmemeye başladı. Harçlıklarımı hep yeni yeni filmler alıp izlemek için biriktiriyor ve onları hayatımın en değerleri parçaları olarak saklıyordum.

Liseye giderken bir süre badminton oynamaya başlamam ve okulu temsil etmek adına yarışmalara katılmam film izlemeye ara vermeme neden oldu.  Badminton oynamak en sevdiğim şey olmasına rağmen beni en sevdiğim başka bir şey olan film izlemekten uzak tutması oynama isteğimi azaltıyordu. Üniversite tercihlerimi yaparken sinemaya olan ilgimi ifade edip Radyo Televizyon Sinema bölümünü yazmak istediğimi söylediğimde öğretmenlerim dinlemeden reddetmiş ablam ve ailem de sıcak bakmamıştı. Mezuna kalıp tekrar hazırlanmamı istiyorlardı. Anadolu Lisesi’nde okumuştum ve buradan ikincilikle mezun olan bir öğrenci için Radyo Televizyon Sinema bölümünü seçmemi doğru bulmuyorlardı.

Evet, ilk olarak aklımda benimde Radyo Televizyon Sinema’ ya gitmek yoktu. Ama puanımın çok istediğim Psikoloji bölümüne yetmemesi ve mezuna kalmak istememem, ilgi alanımın da sinema yönünde olması tercih yapma isteğimi arttırdı. İlk tercihlerde ailemi ve yakınlarımı ikna edemediğim için yazamadığım bu bölümü, bu tercih sonraları yedek tercihlerde kimseye söylemeden Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümünü yazdım ve ablamın da Mersin’ de olmasıyla ailemi ikna ettim.

Artık her adımımda sinemayla beraberdim. Hocaların önerdiği filmlerin çoğunu daha önce izlediğimden filmler üzerinde konuşabiliyor ve analiz etme fırsatım oluyordu. Okul bana film izleme alışkanlığıma ek olarak film yapabileceğimi getirmişti. Birinci sınıfta uygulamalı dersler için çektiğimiz sahneler üzerinde, hocalarımızın hem senaryo hem teknik açıdan verdiği bilgiler daha fazlasını çekme isteğimi arttırıyordu.Okul bazında çekilen projelerin uzun metraj olmamasından, kısa filmleri araştırıyor izliyor ve inceliyordum. Üst sınıftan arkadaşlarımın ve onların da arkadaşlarının setlerine gidiyor, gözlemliyor, teknik olarak bir şeyler öğrenmeye çalışıyordum. Artık ilk projemi çektiğimde, düşük bütçeyle büyük işler çıkarmaya çalışmanın fazlasıyla zorluğu olsa da bu senaryonun hakkını verip bir sonra ki projeye başlama hevesim kat be kat arttı.

Filminizle vermek istediği mesaj neydi? Bu mesajın yerine ulaştığını düşünüyor musunuz?

Tourette sendromuna sahip kişiler 3-10 saniye arasında değişen jest ve mimiklerin yanında istemsiz ses çıkarmaktadırlar. Benim de tourette sendromu olan yakın arkadaşımın hayatından yola çıktığım bu filmde, sahip olduğu sendromun nadiren görülmesinden kaynaklı az bilinmesi ve onun bu nedenle günlük yaşantısında çektiği zorlukları göstermek istedim. Onun tiklerini durdurmayı sağlayan tek şey icra ettiği müzik. Fakat durmadan müzik yaparak yaşayamaz bir insan. Otobüste çıkardığı seslerden ötürü önünde oturan kadına taciz ediyor iddiasıyla darp edilmesi, sürekli gittiği kafede gelen bir müşterinin rahatsız olmasından dolayı kovulması, sokakta yürürken insanların dönüp ona bakması ama bu dışlanmışlığın içinde yine de kendisine müzikle bir dünya kurup ayakta kalması bütün bunlar filmi onun için yapma, sendromu hiç bilmeyen birine anlatma isteğimi arttırdı. Yaşadığı sıkıntılarını, zorlukları, içinde yaşadıklarını birebir yansıtamayacağımı biliyorum ama hiç olmasa bu yaptığının bilerek yapılan bir durum olmadığını anlatmak istedim. Kimse hayatının her adımında çocukluktan bu yana 3-5 saniye de bir bu sesleri bilerek çıkarmaz. En azından filmimin ulaştığı kişiler bilsin istedim. Filmin senaryo aşamasındayken bile danışman hocamın ve atölyedeki arkadaşlarımın ilk defa öğrenmesi, film gösterim günü bu sendromun izleyen çok kişi tarafından ilk kez bilinmesi farkına varılması istediğim mesajın yerine ulaştığının kanıtıydı. Film insanlara ulaştıkça ve sendrom adına bir bilinç oluşturdukça vermek istediğim mesajım yerine ulaşmaya devam edecek.

Filminizin yapım aşamasından bahseder misiniz? Karşılaştığınız zorluklar oldu mu?

Bir öğrenci filmi olmasından kaynaklı az bütçeyle filmi yapacak olmamız en başından beri büyük zorluktu bizim için. Çok iyi oyuncular bulduğumuzda gönüllü olarak çalışacak olmaları daima bizim onların boş saatlerine uygun seti hazırlamamıza neden oldu. Bu da iş planı yaparken fazlasıyla yordu bizi. Bazen set hazırlığının yapılmış olmasına rağmen son an da gelemeyeceklerini haber vermelerinden kaynaklı set arkadaşlarımın ve benim moral,motivasyon açısından etkilenmemize neden oluyordu. Okul gerekli ekipmanlar için yeteri kadar destek sağlıyor. Ama kaliteli görüntüler elde etmek istiyorsak ve senaryomuza uygun olarak daha fazla ışık gerekiyorsa dışarıdan bir şekilde kiralamak almak vs. gerekli. Örneğin ben okulda bizlere verilen Mark III ‘ün istediğim sinematografiyi yeteri kadar mümkün kılmadığını düşünerek ekip arkadaşlarımla blackmagic ayarlayıp filmi onunla çektik.

Filminizde ”tam anlamıyla hayal ettiğim gibi bir sahne” dediğiniz yahut “favori sahnem” diyebileceğiniz sahne hangisi?

Filmimizin üzerine çokça kafa yorduğum ve sahnenin etkileyiciliğini arttırmak adına plan sekans çekmek istediğim bunun için ekipman kiralamak zorunda kaldığım sahne  “orman “ sahnesi. Bu sahne de ana karakterimiz olan Seyit’ in bir nevi herkesten her şeyden kaçıp içindekileri kustuğu kısmı görüyoruz. Bu kendisiyle kalınmışlık onu küçüklüğüne götürüp bir zamanlar yeniden nasıl ayağa kalktığını gösteriyor.

Türkiye’de kısa filmciliğe gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz? Neler yapılmalı?

Kısa filmcilik adına düzenlenen birçok kısa film ve senaryo yarışması var. Ama bunların yeteri kadar olduğunu düşünmüyorum. Ve kısa filmde az zamana çok anlam yüklemeye çalışma durumunun kısa filmi ayrı özel kılınması gerektiğini düşünüyorum. Uzun metrajların bir süre sonra Netflix gibi platformlarda karşımıza çıkması fakat kısa filmlere erişimin bu ve buna benzer bir şekilde kolay olmaması can sıkıcı konulardan biri. Örneğin festivalleri kaçıran birinin filmleri izleme olanağı azalıyor. Kısa film yarışmalarının ve benzeri programların arttırılmasını ve izleme durumunun daha kolay hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kısa filme merak duyan ve hatta çekmek isteyenlere ne gibi önerileriniz olurdu?

Bence temel mesele sanatın tüm dallarında da olduğu gibi bir derdi olmalı insanın. Aktarmak istediği, içinde tutmayıp  “ben bunu söylemeden, yazmadan, çizmeden, çekmeden ölmek istemiyorum “ diyebileceği bir derdi olmalı. Bir derdin varsa eğer bu defa onu en iyi anlatmanın yollarına bakmalısın. Örneğin mutsuzluk sonsuz olunmaz demek istiyorsan filmin mutlu sonla bitmek zorunda değil. Kısa film ya da sinema demek daha doğru, derdini hayallerin sınırlarını zorlayarak anlatabilmenin çok özel yollarından biri. Önerim içinizdeki derde kulak verin ve onu hayallerinizle harmanlayıp bir de en iyi nasıl aktarabilirim derdi ekleyin derdinize.

Çevrimiçi Gösterim